Sezai Karakoç’un Biyografisi

idrisKitap/Röportaj/BiyografiLeave a Comment

SEZAİ KARAKOÇ’UN BİYOGRAFİSİ

Biyografi, bir kişinin yaşamını bazen edebi bir üslup ile bazen de daha yalın ifadelerle anlatma işidir. Fikirleriyle içinde bulunduğu dönemde ön plana çıkmış olan kişilerin biyografileri hem kişiyi anlamak hem de yaşadığı dönemi anlamak açısından oldukça önemlidir. Özellikle bir düşünürün fikirleri inceleniyorsa ailesi, ekonomik durumu, okuduğu okullar ve dönemin şartları göz önüne alınmalıdır. Çünkü bireylerin ilgileri beklentileri ve hayata bakış açıları hem içinde bulunulan dönem hem de kendi yakın çevresinde yaşamış olduğu olaylar ve durumlar ile yakından ilgilidir. Karakoç’un, düşüncelerinde İslam dinini ön plana almasında ve fikirlerini buna göre şekillendirmesinde, ailesinin muhafazakâr olmasının ve yaşadığı dönemde Müslümanların içinde bulunduğu siyasal, ekonomik ve sosyal durumların elbette büyük bir etkisi vardır.

Sezai Karakoç’un Hayatı

Sezai Karakoç, resmi nüfus kayıtlarına göre 22 Ocak 1933’te Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde doğmuştur. Diriliş dergisinde yazdığı hatıralarında verdiği bilgiye göre, doğumu 1933 yılının mayıs ayı başlarındadır. Daha doğrusu annesinin kendisine böyle söylediğini yazmaktadır.  Babasının koyduğu isim Muhammed Sezai olmasına rağmen resmi kayıtlara ismi Ahmet Sezai olarak geçmiştir. Hatıralarında yazdığına göre nüfus kayıtlarında sırasında oluşan bir karışıklık sonucu abisinin ismi yanlışlıkla Sezai Karakoç’un isminin başına eklenmiştir. Nüfus kayıtlarında, doğum yeri olarak Osmaniye yazılıdır. Osmaniye, o zamanlar Ergani’nin merkezine verilen isimdir. Yani ilçenin genel adı Ergani, kentin merkezi için geçerli olan isim de Osmaniye’dir. Adana’nın Osmaniye ilçesi ile karışmaması için resmi olarak kullanılmamasından dolayı bu isim zaman içinde unutulmuş, ilçe, Ergani olarak resmî kayıtlarda yerini almıştır.

Karakoç, hatıralarında yazdığına göre doğumunu ‘‘yıkılmışlıkların içinde doğuş’’.  olarak tanımlamaktadır. Bu yıkılmışlığı çeşitli evrelere ayıran Karakoç; çağın yıkılışı, Osmanlı Devleti’nin yıkılışı, geleneğin yıkılışı, toplumun yıkılışı gibi kategorize ettiği ifadelerle doğduğu yılları anlatmaya çalışmıştır. Hayat tarzlarının büyük oranda değiştiğini ve bu değişimin heyecan verdiğini ama insan hayatında ve insanın anlam dünyasında da büyük bir yıkım meydana getirdiğini, Osmanlı’nın yıkılması ile geleneğimizde ve toplumda büyük bir değişim olduğunu birçok yazısında dile getirmiştir. Karakoç’un, içinde bulunduğu dönemi ‘‘yıkılmışlık’’ olarak adlandırmasında hiç şüphesiz gerek kendi çevresini gözlemlemesi gerek ise dünyada yaşananları takip etmesinin büyük payı vardır. Dolayısıyla Karakoç’un, küçük yaşlardan itibaren araştırmaya ve sorgulamaya meraklı birisi olduğu görünmektedir. Sosyal, ekonomik ve siyasi olarak Müslümanların içinde bulunduğu durum Karakoç’u derinden etkilemiş ve yaşamı boyunca bu durumun sebepleri ve sonuçları üzerine kafa yormuştur.

Karakoç’un babasının ismi Yasin’dir. Ticaretle uğraşan ve orta halli bir tüccar olan Yasin Efendi 1963 yılında 74 yaşında Ergani’de vefat etmiştir. Babasının mesleği sayesinde birçok farklı kültürden insanı yakından gözleme fırsatı bulan Karakoç, bu özelliğini ilerleyen yıllarda eserlerine de yansıtacaktır. Ailenin lakabı Leventoğlularıdır. Annesi Emine Hanım nüfus memurluğu görevini yürüten Ahmet Bey’in kızıdır. Karakoç’un dedeleri bölgenin tanınmış simalarındandır. Babasının babası olan Hüseyin Efendi Plevne savaşına katılmış ve gazi olmuştur. Hüseyin efendi Karakoç doğmadan önce vefat etmiştir. Karakoç’un diğer dedesi Ahmet Efendi de Karakoç doğmadan önce vefat etmiştir.

Çocukluğu, babasının mesleğinden dolayı Ergani, Maden ve Piran’da (Dicle) geçen Karakoç, 1938 yılında üç ay kadar şimdilerde anasınıfı olarak adlandırılan o zamanki adıyla ihtiyat sınıfına gitmiştir. 1939 ve 1944 yılları arasında ilkokulu tamamlamıştır. 1950 yılında Gaziantep Lisesi’nden mezun olmuştur.

Karakoç, küçük yaşlardan itibaren okumayı ve yazmayı seven bir kişilik olmuştu. Etrafındaki birçok şeyi merak ediyor ve kendine göre sorguluyordu. Bundan dolayı olsa gerek ki felsefe bölümü okumak istiyordu. Bu amacına ulaşmak için İstanbul’a gitti fakat babası ile bu konuda uyuşmazlık yaşamıştı. Çünkü babası muhafazakâr bir insandı ve oğlunun İlahiyat Fakültesi okumasını istiyordu.12 Eserlerinden anladığımız kadarıyla Karakoç hem aileden gelen muhafazakarlığı hem de kendi kişisel ilgisi olduğu felsefeyi, düşünce dünyasında harmanlamayı başarmıştır.

Karakoç’un ekonomik durumu yetersiz olduğu için İstanbul’da okuyamayacağını anladı ve o dönemler parasız yatılı kısmı bulunan Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin sınavına girdi ve kazandı. 1950 yılında başladığı fakülteyi 1955 yılında bitirdi. 30.11.1955 yılında Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümüne atandı. Burada bir süre görev yaptıktan sonra maliye müfettişi yardımcılığı sınavına girdi ve kazandı. 11 Ocak 1956 yılında maliye müfettişi yardımcılığına başladı. 1960-61 yılları arasında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1965 yılında memurluktan istifa etti. 1971 yılında tekrar görevine döndü fakat 1973 yılında yine istifa etti ve bir daha memurluğa dönmedi.

Edebi Kişiliği

 Sezai Karakoç, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olsa da özellikle şairliği ve edebi kimliği ile de ön plana çıkmış bir kişiliktir. Edebi anlamda: Şiir, piyes, deneme ve hikaye kitapları yazmıştır. Karakoç’un dokuz tane şiir kitabı vardır. Daha sonraları bütün şiirlerini Gün Doğmadan isimli kitapta toplamış ve yayımlamıştır. En bilinen şiiri Mona Rosa isimli şiirdir. Bu şiir günümüzde adeta efsaneleşmiş ve hakkında birçok hikaye anlatılan bir şaheser haline gelmiştir. Birçok edebiyatçıya göre Karakoç, işlediği konular farklı olsa da Cemal Süreya, İlhan Berk, Edip Cansever, Ece Ayhan, Turgut Uyar, Ülkü Tamer gibi İkinci Yeniciler olarak adlandırılan grubun edebi üslubuna göre şiirler yazmıştır.

 Karakoç’un bugüne kadar yayımlamış olduğu şiir kitapları şunlardır:

Şiirler :

I – Monna Rosa, Şiirler

II – Şahdamar/Körfez/Sesler, Şiirler

III – Hızırla Kırk Saat, Şiirler

IV – Tahanın Kitabı/Gül Muştusu, Şiirler

V – Zamana Adanmış Sözler, Şiirler

VI – Ayinler/Çeşmeler, Şiirler

VII – Leyla ile Mecnun, Şiirler

VIII – Ateş Dansı, Şiirler

IX – Alın Yazısı Saati, Gün Doğmadan (Şiirlerin Toplu Basımı)

 

Hikayeler:

Hikâyeler I – Meydan Ortaya Çıktığında, Hikâyeler II Portreler

 

Denemeler:

Edebiyat Yazıları I – Medeniyetin Rüyası, Edebiyat Yazıları II – Dişimizin Zarı, Edebiyat Yazıları III – Eğik Ehramlar

Piyesler: Piyesler I, Armağan

 

Düşünsel Kişiliği:

 Sezai Karakoç, edebi kişiliği ile birlikte düşünsel yönü itibariyle de incelenmesi gereken bir düşünürdür. Karakoç dikkatle incelendiğinde ne kadar çok yönlü bir insan olduğu ortaya çıkmaktadır. Zira birçok edebi eserlerinin yanında; Sosyoloji-felsefe, çeviri, inceleme, günlük yazılar, söyleşiler vb. gibi alanlarda olmak üzere yayımlanan bizim ulaştığımız 40 tane eseri bulunmaktadır.

Sosyoloji-felsefe olarak adlandırabileceğimiz; geçmiş, bugün ve geleceğe yönelik değerlendirmeler yaptığı 26 tane eseri bulunmaktadır. Bu eserlerde genel olarak söylemek gerekirse: İslam Medeniyeti, Batı Medeniyeti, İslam toplumunun dirilişi, Müslümanların geçmişi, bugünü ve geleceği, İslam ekonomisi gibi konuları tartışmaktadır.

Vefatı: Üstad Sezai Karakoç 16 Kasım 2021 Salı günü İstanbul’daki evinde rahmeti rahmana kavuşmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir